BÜTÇE

ÇİFTÇİ, DEVLETTEN 1,2 TRİLYON LİRA ALACAKLI.

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”

Kızılderili atasözü

Yaptığımız hesaplamalara göre sadece 2006-2021 dönemi için tarım kesimi Devletten 1,2 trilyon lira alacaklı. Neden mi? Bu rakamı nasıl mı hesapladım? Cevapları aşağıdadır.

Enerji, Finans Krizine Bir de Gıda Krizi Eklendi.

Günümüzde 3F krizlerinden bahsedilmektedir. Bunlar, Food, Fuel ve Finance (Gıda, Petrol ve Finans) olarak isimlendirilmektedir. Petrol ve finans krizlerine açık olan ve zafiyetleri bulunan Türkiye şu anda gıda krizine de kapı aralamıştır.

Gıda arz güvenliği, ülkenin gıda ihtiyacının yeterli ve devamlı surette sağlanmasını içermektedir. Dünya nüfus artışı, küresel ısınma, tarım alanlarının azalması, kuraklık, sel ve benzeri felaketler nedeniyle tarımsal ürün rekoltelerindeki düşüşler önümüzdeki dönemde gıda arz güvenliğini her zamankinden daha önemli hale getirmektedir. Pek çok ülke, gıda arz güvenliği ve bu kapsamda tarımın korunması, sürdürebilirliği için ciddi stratejiler geliştirmekte, eylem planları ortaya koymaktadır.

Türkiye ise, gıda arz güvenliği ve bu kapsamda tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusunda ileri ve yeni adımlar atmak yerine, sürekli hatalı politika ve uygulamalara imza atmaktadır. Paranız olsa bile gıda ürünlerinin temin edilemeyeceği ciddi gıda arz krizi kapıda durmaktadır.

Türkiye’de Nüfus Artıyor, Ama Ekilen Alan Azalıyor.

Türkiye nüfusuna her yıl birkaç milyon kişi eklenmektedir. Ayrıca bu nüfus içinde gözükmeyen milyonlarca mülteci söz konusudur. Artan bu nüfus karşısında ekilen tarım alanlarındaki düşüş bugün yaşanan pek çok temel gıda ürününde dışa bağımlılığı ve yanlış tarım politikalarının sonuçlarını ortaya koymaktadır.

Grafik 1: Ekilen Tarım Alanı ve Nüfustaki Değişim (2001-2021)

Yukarıdaki grafikten görüldüğü üzere 2001 yılında 65,2 milyon olan Türkiye nüfusu 2021 yılı sonunda 84,1 milyona yükselmiştir. Siz de buna en iyimser tahminle 3-4 milyon mülteciyi ekleyin, 87-88 milyonluk bir nüfus Türkiye’de yaşamaktadır. Bu veriler bize 2021 yılından bu yana Türkiye nüfusunun kabaca %35 civarında arttığını göstermektedir. %35’lik nüfus artışına karşılık ekilen alanların azalması, tarım alanlarının betonlaşması ve çiftçinin toprağına küsmesi sonucu Türkiye çok temel gıda maddelerinde bile dışa bağımlı hale gelmeye başlamıştır.

Tarım Kanunu Tarım Desteği Milli Gelirin Yüzde Birinden Az Olamaz Diyor, İktidar Kanunun Emrettiği Tutarın Üçte Birini Veriyor.

25.4.2006 tarih ve 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanununun “Tarımsal desteklerin finansmanı” başlıklı maddesi tarım desteği için bütçeden ayrılacak tarımsal destek miktarının gayrisafi milli hasılanın yüzde birinden az olamayacağı amir hükmünü içeriyor. Maddeye aşağıda aynen yer veriyorum:

“Tarımsal desteklemelerin finansmanı
MADDE 21 – Tarımsal destekleme programlarının finansmanı, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanır. Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz.”

Peki, iktidar Tarım Kanununun tarım destekleri milli gelirin %1’inden az olamaz hükmünü yıllardır nasıl uyguluyor. Söze hacet yok. Veriler konuşuyor.

Grafik 2: Yıllar İtibariyle Tarımsal Desteklerin GSYH’ya Oranı

Artan maliyetlere rağmen çiftçiye sağlanması gereken desteklerin, mevzuatta öngörülen milli gelirin %1’lik tutarının çok altında kalması çiftçinin tarlasını, ürününü ve ekmeğini her geçen gün azaltmaktadır. 2021 yılında Tarım Kanununda verilmesi zorunlu olan tarımsal destek tutarının ancak üçte biri kadar destek verilmiştir.

Eksik Ödenen Tarımsal Destek Nedeniyle Çiftçi Devletten 1,2 Trilyon TL Alacaklı.

Tarım Kanunu, tarıma bütçeden yapılacak desteğin milli gelirin %1’inden aza olamayacağını emrediyor. Buna karşılık, iktidar Tarım Kanununun yürürlüğe girdiği 2006 yılından bu yana hiçbir yılda çiftçiye kanunla verilmesi zorunlu kılınan tutarda desteği vermedi. İşin kötüsü, tarım ve hayvancılık alanında artan dışa bağımlılık ortamında tarımsal desteklerin GSYH’ya oranı artmak bir yana her geçen yıl daha da düşürüldü.

Grafik 3: Tarım Kanununa Göre Olması Gereken Tarımsal Destek Tutarı ile İlgili Yıllarda Yapılan Destek Tutarları

Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere çiftçi her yıl, alması gerekenin çok altında tarımsal destek almıştır. 2006-2001 döneminde TL bazında eksik ödenen tarımsal destek tutarı 231,1 milyar TL’dir. Ancak bu dönemde TL’deki değer kaybı, çiftçiye eksik ödenen tarımsal destek miktarının gerçek tutarını hesaplamaya mani oluyor. Bu nedenle aşağıda her bir yıl için çiftçiye ödenmeyen tarımsal destek tutarlarının ABD Doları karşılığını hesapladım. Ortaya çıkan tablo çiftçinin eksik ödenen tarımsal destek nedeniyle gerçek alacak tutarını ortaya koymaktadır.

Grafik 4: Eksik Ödenen Tarımsal Destek Tutarının USD Karşılığı

2006-2021 döneminde çiftçiye eksik ödenen tarımsal destek tutarı dolar bazında 68,4 milyar Dolara ulaşmaktadır. Bugün bu rakamı 17,50 TL/USD kuru ile çarptığınızda karşınıza çıkan tutar 1 trilyon 197,6 milyar olmaktadır. Biz düz hesap 1,2 trilyon diyelim.

Yukarıdaki veriler aslında pek çok sorunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu nedenle aşağıda sorunlar, tespitler ve önerilere ana başlıkları ile yer vermekle iktifa edeceğiz.

Faize, Kur Korumalı Mevduata, Garantilere Var, Ama Tarıma Yok.

Mevcut ekonomi yönetiminin sorunlara ve çözümlere bakış açısı biraz farklı. Gıda arz güvenliğinin söz konusu olduğu, gıda enflasyonunun genel enflasyonun üzerinde olduğu bir ortamda desteklenmesi gereken tarım yeterince desteklenmez iken, sermaye sahibi olanlara yönelik destekler son gaz hayata geçiriliyor. Mevduatlar, kazançlar korunuyor, elde edilen gelirden de vergi alınmıyor. Ama çiftçi unutuluyor.

Yılın ilk altı ayında faiz gideri olarak bütçede yer alan ödeme tutarı 134,7 milyar olarak gözüküyor. Yıl sonu tahmini ise 329,8 milyar lira olarak yer almıştır. İlk altı aydaki faiz ödemesine bir de Devlet borçları genel gideri kaleminde yer alan 6,2 milyar lira ile kur korumalı mevduat için ilk altı ayda yapılan 37,2 milyar lirayı ekleyin. Böylece ilk altı ayda, doğrudan veya dolaylı isimlerle bütçenin faiz yükünün 178,1 milyar liraya ulaştığını göreceksiniz.

Peki tarıma yapılan destek miktarı ne kadar? Yalın ilk altı ayında tarımsal destekler toplamı 21,4 milyar lira. İşin acı tarafı ise Haziran ayında destek miktarı aylık bazda neredeyse dibe burmuş durumda. Haziran ayında tüm tarımsal desteklerin toplamı 1,47 milyar lira olmuştur. Oysa aynı dönemde faize 12,8 milyar lira, kur korumalı mevduata 16,2 milyar lira ödemişiz. Ayrıca 102 milyon lira da devlet borçlanma genel gideri yapmışız.

Ne diyelim, vergileme de bütçe harcamalarındaki tercihler de iktidarın tercihlerinin ve zihniyetinin dışa vurumudur nihayetinde. Ama sonuçlarına dar gelirli vatandaş, alın teri ile evine ekmek götürmeye çalışan çiftçi ve bordro mahkumları katlanıyor.

2002 Sonrasında Uygulanan Tarım Politikalarına Temel Sorunlar:

Yaptığımız araştırmalar sonrası ülkemizde tarım politikaları alanında yaşanan sorunların temelinden yatan nedenleri aşağıdaki şekilde tespit ettik:

  • En temel ve hayati sorun, tarımı ikincil öncelikli bir sektör olarak gören anlayış, yaklaşım ve politikaların egemen olmasıdır.
  • Ranta ve plansız yapılaşmaya feda edilen tarım arazileri, çayır ve meralar.
  • Tarım Kanunu’nda öngörülen %1’lik desteği alamayan tarım sektörü.
  • Etkinlikten uzak tarımsal destek politika ve uygulamaları.
  • Yapısal önlemler yerine, günü kurtarmaya yönelik, örneğin gıda fiyatlarını dizginlemek için kısa vadeli dış ticaret tedbirlerini devreye sokan politika anlayışı.
  • Mazot, gübre, tarımsal ilaç, tohum ve tarım makineleri başta olmak yüksek girdi maliyetleri ve dışa bağımlılık.
  • Üretici birlikleri ve kooperatifleşmede yaşanan sorunlar.
  • Üretici ile tüketici arasındaki aracıların çokluğu ve üreticinin hak ettiğini alamaması.

Yanlış tarım politikalarının ortaya çıkardığı başlıca sonuçlar:

  • Tarım alanlarının küçülmesi, çiftçi sayısının azalması.
  • Özellikle bazı hayati tahıl ürünlerinde Türkiye’nin kendi kendine yeterliliğinin kalmaması.
  • Yüksek gıda enflasyonu nedeniyle, Türkiye’de yaşayan her bir ferdin daha fazla maliyete katlanması ve fakirleşmesi.
  • Artan cari açık, dış borçlanma.
  • Gıda arz güvenliği riskinin ciddi boyutlara ulaşması.

Peki Ne Yapmalı:

  • Her şeyden önce, tarım sektörüne hak ettiği önem verilmeli, üvey evlat muamelesi yapılmaktan vazgeçilmelidir. Beton yerine toprak, betonlaşma yerine, üretim tercih edilmelidir. Rantın yerine adil bölüşüm almalıdır.
  • Artan nüfus ve gıda talebi dikkate alınarak, tarım sektörünün gıda arz güvenliği açısından vazgeçilmezliği ve önemi dikkate alınmalı; ulusal güvenlik açısından günümüzde geçerli olan bütüncül ve entegre güvenlik anlayışının bir sonucu olarak gıda arz güvenliği Milli Güvenliğin bir bileşeni olarak kabul edilmeli ve tarım sektörüne yönelik politika ve uygulamalar bu hassasiyetle hayata geçirilmelidir.
  • Tarım alanlarının, çayır ve meraların, su kaynaklarının korunmasına yönelik ciddi önlemler alınmalı, imar aflarına tarım alanlarının betonlaştırılmasına son verilmelidir.
  • Gıda enflasyonu ile mücadele için kısa vadeli dış ticaret önlemleri ile tarım sektörü daha fazla yıpratılmamalı, tarım sektöründeki sorunlar derinleştirilmemelidir.
  • Kamusal desteklerden tarım sektörünün hakkı verilmelidir.
  • Tarımsal desteklerin etkinliği için, bütüncül bir yaklaşımla ciddi önlemler geliştirilmelidir.
  • Tarımda yapısal önlemleri hayata geçirecek şekilde kısa, orta ve uzun vadede yapılacakları içeren tüm paydaşların katkı ve görüşleri ile master plan hazırlanarak hayata geçirilmelidir.
  • Yaş meyve ve sebzede lojistik süreçler iyileştirilmeli. Bu ürünlerdeki fire oranlarını azaltmak ve nihai tüketime sunulan ürün arzını arttırmak için önlemler geliştirilmelidir.
  • Lisanslı depoculuk sistemi geliştirilmelidir. Böylece uzun süre saklanabilen ve standardize edilebilen tarım ürünlerinin depolanmasına ve derin bir piyasada ticaretine imkân verilmesi sağlanmalıdır.
  • Tedarik zincirinde aracıların fonksiyon ve payına ilişkin önlemler geliştirilmelidir. Bu kapsamda, üretici birliklerin tedarik zincirindeki fonksiyon payını artıracak politikalar oluşturulmalıdır.
  • Tarım ürünlerine ait tedarik zincirindeki aksak rekabetin üretici ve nihai tüketiciyi olumsuz etkileyen yönlerini gidermek için politikalar geliştirilmelidir.
  • Tarım sektörüne yönelik finansal ürünleri çeşitlendirilmeli ve finansman koşulları iyileştirmelidir.

20.07.2022

Dr. Ozan BİNGÖL

Vergi Uzmanı

1 reply »

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s