GENEL

TORBA YASA GERÇEKTE NELER GETİRİYOR? BİR DE BİZDEN DİNLEYİN.

Ağıklıklı olarak vergi düzenlemeleri içeren yeni Torba Yasa Mecliste. Peki Torba Yasa neler getiriyor? Gerçekten çok kazanandan çok vergi mi alınacak? Peki az kazananın vergi yükü aşağı çekiliyor mu? Konuya ilişkin Dünya Gazetesi’ne verdiğim Röportaj dün (30.10.2019) Dünya Gazetesi’nde yayımlandı. Aşağıda ise konuyu vergiyedair.com dostları için daha ayrınılı bir şekilde ele aldım.

yeni-vergi-paketi-ozan-bingc3b6l-rc3b6portaj-dc3bcnya-gazetesi.jpg

ÜÇ YENİ VERGİ İLE TANIŞIYORUZ.

Bu Torba Kanun teklifinin en önemli özelliklerinden birisi aynı anda üç farklı vergiyi sistemimize dahil edecek olması.

Bu kapsamda;

  • Dijital hizmet vergisi,
  • Konaklama vergisi,
  • Değerli konut vergisi

adında yepyeni vergilerle tanışacağız.

1- Dijital Hizmet Vergisi

 “Dijital Hizmet Vergisi”. Kısaltırsak DHV. İngilizcesi “Digital Services Tax” (DST).

Dijital hizmet vergisi neden gündeme geldi? diye sormak lazım. Bunun en önemli nedeni, dijital hizmet sunucularının kazanç elde ettiği ülke ile bu kazançların vergilendiği ülkelerin farklılaşmasına karşı bir tepki Küresel nitelikte hizmet sunan google, youtube, instagram, spotify gibi pek çok uluslararası şirketin sadece kendi ülkesinde vergilendirilmesi, bu şirketlerin hizmet sunduğu ve nedenle gelir elde ettiği ülkeler açısından ciddi vergi kaybı anlamına gelmektedir.

Konuyu somutlaştıralım. Uluslararası alanda bir internet arama motorunun reklam hizmeti verdiğini düşünün. Bu reklam hizmeti nedeniyle Türkiye’de reklam verelerden önemli miktarda gelir elde ediyor. Ama Türkiye’den elde ettiği bu gelirler dahil diğer tüm gelirleri, şirketin merkezinin bulunduğu ülkede vergileniyor. Bu durumda Türkiye, kendi ülkesi üzerinden kazanılan bir kazanç üzerinden vergi alamıyor. Dijital Hizmet Vergisi işte bu noktada devreye giriyor.

Dijital hizmetlerin sunum şeklinde kaynaklı vergi kayıplarını önlemek için AB çok uzun süredir konu üzerinde çalışıyor. Kazanç vergisi uygulaması nedeniyle ABD merkezli bu şirketlerin gelirlerinden pay alamayan AB “Dijital Hizmet Vergileri” uygulama çabası içine girmiştir. Fransa bu çabayı somut hale getirmiş ve hasılat üzerinden %3 dijital hizmet vergisini hayata geçirmiştir.

Kanun teklifinde dijital hizmet vergisinin oranı, Türkiye’de elde edilen hasılatın %7,5’i olarak öngörülmüş. Cumhurbaşkanı bu oranı %15’e kadar çıkarmaya veya %1’e kadar indirmeye yetkilidir.

Verginin mükellefi, ilgili yıldan önceki yılda, verginin konusuna giren hizmetlere ilişkin Türkiye’den elde edilen hasılatın 20 milyon TL ve üzeri olması veya dünya genelinde  elde edilen hasılatın 750 milyon Avro ve üzeri olması gerekmektedir.

Dijital hizmet vergisi, dijital dünyanın zorlamasıdır. Gerekli bir vergidir. Ancak, oranı konusunda dünya genelinden yüksek oran belirlenmesi söz konusu. Teklifin Plan ve Bütçe Komisyonu veya Genel Kurul görüşmeleri sırasında oran konusunda değişiklik olması muhtemel.

Söz konusu vergiler ödenmez ise dijital hizmet sağlayıcısının kullanımı erişime engellenecektir. Belki de önümüzdeki günlerde, vergi nedeniyle erişemeyeceğimiz dijital hizmet sağlayıcıları olacak.

2- Konaklama Vergisi

Konaklamak Vergisi, otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart, misafirhane ve kamping gibi konaklama tesislerinde verilen geceleme hizmetleri ile bu hizmetlerden yararlananlara sunulan yeme, içme, aktivite, eğlence hizmetleri ve havuz, plaj, termal ve benzeri alanların kullanımı hizmetleri gibi diğer tüm hizmetler üzerinden alınacak. Konaklama vergisinin oranı %2 olarak belirlenmiş. Ancak teklifte yer alan diğer bir madde ile bu oranın 31.12.2020 tarihine kadar %1 olarak uygulanması öngörülmüş.


Torba Yasa Teklifinin 31.10.2019 tarihindeki Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında konaklama vergisinin oransal değil maktu olarak uygulanması yönünde değişiklik yapıldı. Buna göre konaklama vergisi konaklama tesisinin türüne göre değişen maktu tutarlarda kişi başı olarak dikkate alınacak. 

Beş Yıldızlı Otel ve Tatil Köylerinde kişi başı 18 TL,

Dört Yıldızlı Otel ve Tatil Köylerinde kişi başı 12 TL, 

Üç Yıldızlı Otel ve Belediye Belgeli Konaklama Tesislerinde 9 TL,

2 ve 1 Yıldızlı Oteller, Pansiyon, Motel, Apart Hotel ve Kampingler 6 TL,

Butik Oteller ve Özel Konaklama Tesisleri 18 TL,

Diğer 6 TL.

olarak belirlenmiştir. 12 yaşın altındakiler için konaklama vergisi alınmayacak. 


Vergi, yukarıda sayılan hizmetler için fatura düzenlenmesi ile doğacaktır. Matrahı KDV hariç tutar olacak. Konaklama vergisi üzerinden ayrıca KDV alınmayacak. Konaklama hizmeti sunanlar tarafından aylık beyannameler ile beyan edilecek.

Konaklama vergi pek çok ülkede uygulanmaktadır. Otel vergisi, (Hotel tax), Belediye Konaklama Vergisi (Municipal Accommmodation Tax) olarak isimlendirilmektedir. Yurtdışı uygulamaların en önemli özelliği, konaklama vergisinin ya tamamen belediyelerce alınması veya belediyelere bu vergilerden pay verilmesidir. Konaklama vergisinin tamamının veya bir kısmının ilgili konaklamanın yapıldığı yerdeki belediyeye verilmesi, kısa süreli konaklama nedeniyle belediye hizmetlerinden yararlananların, belediye harcamalarına katkıda bulunması amacını taşır.

Teklifte konaklama vergisinden ilgili belediyelerin doğrudan pay alması şeklinde bir düzenleme mevcut değildir. Bunun anlamı, söz konusu verginin tamamı Genel Bütçeye gelir kaydedilecektir. Bu noktada, belediyelerin itirazlarını yükseltmeleri gerekir. Örneğin yaz aylarında nüfusu üç-beş katına çıkan belediyelerin hizmet sunum maliyetleri de yükselmektedir. Bu yükselen maliyete neden olan kişilerden alınacak “Konaklama vergisi”nden belediyelerin pay almaması kabul edilemez. Dünya örnekleri ile uyumlu olmayan bir düzenleme söz konusu. Burada bütçeye gelir sağlama amacının birinci öncelik olduğu anlaşılıyor.

Teklifte verginin yürürlük tarihi 01 Nisan 2020 olarak öngörülmüş. Turist ve turizmcilere 1 Nisan şakası gibi, tam da turizm sezonu öncesinde uygulama başlayacak.

Bu noktada, ülkemizde son dönemdeki pek çok ekonomik zorluğa rağmen ayakta kalan ve döviz kazandırmaya devam eden turizm sektörü üzerindeki artan vergilerin sektörü olumsuz etkileme riski üzerinde önemle durmak gerekir.

Vergi politikaları, genel ekonomi politikalarının alt unsurudur. Ekonomik gereklilik, gerçeklik ve konjonktürü dikkate almalıdır. Yoksa “Köpeğin kuyruğu değil; kuyruğun köpeği salladığı” garip bir durumla karşı karşıya kalırız. Bu kapsamda, “Turizm Payı” uygulamasından sonra turizm sektörü üzerine bir de “konaklama vergisi” şeklinde yük bindirilmesinin turizm sektörü, cari denge ve genel ekonomi politikaları açısından önemle analiz edilmesi gerekir. Konunun paydaşlarının düşünceleri, itirazları, önerileri ve yaklaşımları alınmadan, dinlenmeden, değerlendirilmeden böyle bir düzenleme yapılmışsa bu kabul edilebilir değildir.

3- Değerli Konut Vergisi

Türkiye sınırlar içinde değeri 5 milyon TL ve üzeri mesken nitelikli taşınmazlar üzerinden değerli konut vergisi alınacaktır.

Peki konutun değeri nasıl belirlenecek? Değerleme Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılacak veya yaptırılacak. Yapılan değerleme sonunda değeri 5 milyon ve üzeri olan konut sahiplerine durum tebliğ edilecek. Bu noktada ilgililerin dikkatli olması lazım. Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itiraz edilmez ise değerleme işlemi kesinleşecek ve söz konusu konuttan “değerli konut vergisi” alınacak.

Tapu ve Kadastro tarafından bir değer belirlenmemişse bina vergi değeri matrah olarak dikkate alınacak. Peki, değerleme sonucu bulunan rakam bina vergi değerinden küçükse ne olacak? Teklife göre hangisi yüksek ise o tutar matrah olarak dikkate alınacak. Bu durum, mesken için spesifik olarak yapılmış daha gerçekçi tutar yerine yüksek olanın dikkate alınması “Salt Hazineci Yaklaşım”ın bir yansıması. Oysa gerçek duruma yakın olan tutarın alınması vergilemede gerçek mahiyeti kavrama açısından daha uygun olurdu.

Değerli konut vergisi artan oranlı olarak uygulanacak.

5 milyon ila 7,5 milyon TL arasındaki konutlar için (binde 3),

7,500.001 TL ile 10 milyon arasında olanlar (binde 6)

10.000.001 TL’yi aşanlar (binde 10)

oranında vergilenecek.

Ancak, söz konusu tarife “Sınıf Usulü Artan Oran” şeklinde olduğu için konutların fiyatları arasındaki küçük farklar vergi tutarında ciddi artışlara neden olmak suretiyle adaletsizdir. Bunun yerine Dilim Usulü Artan Oran” uygulanmalı idi.

Söz konusu değerli konut hisseli ise matrahın hesabında hisse oranları değil, meskenin bütünü dikkate alınacak, her bir hissedar hissesi oranında mükellef olacak.

Değerli konut vergisi Emlak Vergisi Kanununa eklenmiş olmasına rağmen belediye geliri niteliğinde değildir. Değerli konut vergisi hasılatı tamamen genel bütçe geliri olarak kaydedilecektir. Dahası, bu vergi, mahalli idarelere verilecek vergi gelir paylarının hesabında da dikkate alınmayacaktır. Belediyelerin bu konuda sessiz kalması düşündürücüdür.

Değerli konut vergisi diye bir vergi birkaç yönü ile sıkıntılı. Söz konusu konutlar için zaten değeri üzerinden emlak vergisi, taşınmaz kültür varlıları fonu ödeniyor. Konutun değeri yüksek ise yüksek vergi ödüyor. İlle de bu konutları yüksek vergileyeceğim diyorsanız Emlak Vergisi oranlarında bir kademelendirme ile, yeni bir vergi ihdas etmeden ve demokrasinin vazgeçilmezi olan yerel yönetimlerin öz gelirlerini artırmak suretiyle bunu yapmak mümkün idi. Ancak burada vergi tekniği ve ilkeleri bazlı bir vergilemeden ziyada “fiskal” kaygıların, “Bütçe”ye ilave kaynak temin etme amaçlarının öne çıktığı görülmektedir.

Teklifte Başka Neler Var?

1- Kambiyo İşlemlerinde Vergi Oranı %100 artırılıyor, Artırılmış yeni oranı %1000 artırma konusunda da Cumhurbaşkanına yetki veriliyor.

Teklifte, kambiyo muamelelerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisinin oranı binde birden binde ikiye çıkarılmaktadır. Spekülatif amaçlı döviz alım satımının önlenmesini teminen bu vergi on katına kadar artırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verilmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Kararı ile döviz alım-satımında BSMV oranının %2’ye kadar artırılması mümkün hale gelecektir.

2- Gelir Vergisi Tarifesine Yeni Bir Dilim Ekleniyor, 500.000 TL Üzerindeki Gelirler İçin Vergi Oranı %35’ten %40’a yükseltiliyor.

Teklifin kamuoyundaki “az kazanandan az çok kazanandan çok” algısına neden olan temel hususlardan birisi Gelir Vergisi tarifesinden yapılan değişiklik.

Kanun teklifinin 18. maddesinde belirtilen tarife gereği %35 olan son dilim 500.000 lira üzerindeki kazançlar için %40 olarak düzenlenmiş görülmektedir. Ancak toplam vergi gelirleri içerisinde yaklaşık %21’e yakın paya sahip olan gelir vergisinin büyük bir kısmının (%94) stopaj yoluyla elde edildiğini ve gelir vergisi tahsilatında neredeyse tamamına yakın payın maaşlı çalışanlardan yani bordrolulardan toplandığını düşündüğümüzde sonucun beklenen kadar olumlu olmayacağını görmekteyiz.

Ayrıca gelir vergisinde maaşlı çalışanlar (ücret) haricindeki kazançların bu uygulamadan dolayı tek kişilik şirket kurup ertesi gün kurumlar vergisi mükellefi olması içten bile değildir. Yapılacak uygulamayla beyannameli mükellefiyete geçişte anlamlı bir ilerleme sağlanması mümkün değildir.

Çok kazanandan çok vergi almayı amaçlayan kanun teklifi, az kazanandan nasıl az vergi alınacağına dair hiçbir düzenleme yapmamıştır. Çok kazanandan çok alma konusunda da dar ve sınırlı bir kesim hedef alınmıştır. Örneğin menkul sermaye iradında çok kazananlar için çok kazanandan çok alma ilkesi geçerli değildir.

Ayrıca, az kazanandan az vergi toplamak istiyorsak bu kanun teklifinin içerisine gelir vergisinin ilk dilimi %15’lik dilime tekabül eden 18.000 lira tutarını brüt asgari ücretin bir yıllığına denk gelen 30.000 liraya yükselterek başlayabiliriz. Ayrıca AGİ düzenlemesinin tekrar revize edilerek özellikle üst gelir gruplarına verilen AGİ’den vazgeçilip alt gelir gruplarına biraz daha yüksek AGİ vermek suretiyle gelir adaleti bir nebze olsun sağlanabilecektir.

3- Serbest Meslek İstisnasının Kapsamı Daraltılıyor.

Serbest meslek kazançlarındaki istisnaya sınır getirilmektedir. GVK 18 inci maddesinde düzenlenen istisna kapsamındaki kazançların toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aştığı takdirde serbest meslek mensupları GVK 18 inci madde kapsamındaki istisnadan yararlanamaycak, tevkifat nihai vergi olmaktan çıkacak, beyanname vermek zorunda kalacaklardır.

4- Spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretlere yönelik istisna kaldırılıyor.

5- Futbolculara Beyanname Getiriliyor.

Vergi adaleti açısından uzun zamandır dile getirdiğimiz futbolcuların vergisel açıdan avantajlı durumu, en azından bazıları için, kanun teklifi ile son buluyor. Bu yılın sonunda ortadan yürürlüğü sona erecek olan GVK geçici 72. madde kanun teklifi ile 2023 yılına kadar uzatılıyor.

Futbolcuların (sporcuların) stopaj oranı %15’den %20’ye yükseltiliyor ve kanun teklifinde belirlenen GVK’nın 103. Maddesinin 4. dilimi olan 500.000 lirayı aşması halinde beyanname vermeleri isteniyor. Böylece dünya genelinde de %40’ların üzerinde vergi ödeyen futbolcuların ülkemizde de bu oranlara yakın vergi ödemelerinin yolu açılıyor. Ayrıca beyannameli mükellefiyete katkı sunması da muhtemel bir düzenlemedir.


31.10.2019 tarihli Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında söz konusu düzenlemenin sözleşmesi devam eden sporcular için uygulanmaması yönünde Teklife ilave yapılmıştır. 


Bize göre, sporculara tanınan ve bu yıl sonunda yürürlük süresi dolan maddenin tekrar uzatılmaması çok daha uygun bir yöntem olurdu. Sporcuların ücretlerinden de normal bir ücretli gibi dönem başından itibaren artan oranlı tarife sistemi uygulanır hale gelirdi. Mevcut haliyle sporculara tanınan avantajın kapsamı biraz daraltılsa da diğer ücretlilere göre avantajlı durum devam ediyor.

6- Kanun Yolundan Vazgeçme Durumunda Vergi ve Cezada İndirim Müessesesi Geliyor.

Bir nevi cezada indirim müessesesi sürekli hale getiriliyor. Özellikle idare ile mükellef arasında ihtilafların oluşmaması sağlıklı bir hukuksal ilişki kurulabilmesi ve yargının yükünün azaltılması amacıyla sürekli bir indirim müessesesi getiriliyor. Bu doğrultuda olumlu bir düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Şayet madde yasalaşırsa bu hükmün vergi mükellefleri tarafından doğru yorumlanıp maksimum fayda ile yararlanılması gerekmektedir.

7- Ücretlilere 10 TL’ye Kadar Taşıma Ücreti İstisnası Geliyor.

Hizmet erbabının toplu olarak işyerine gidip gelmelerini sağlamak amacıyla işveren tarafından taşıma giderleri için sağlanan menfaatler için istisna düzenlenmektedir. Buna göre, işverenlerce taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda, bir günlük ulaşım bedelinin 10 TL’yi aşmaması kaydıyla hizmet erbabına toplu taşıma kartı ve bileti veya bu amaçla kullanılan ödeme araçları temini suretiyle sağlanan menfaatlerin gelir vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir.

8- İşletmede Kullanılan Binek Otomobillerin Amortisman ve Giderlerine Sınırlama Getirilmektedir.

Kiralama yoluyla edinilen otomobillerin aylık kira bedelinin 5.500 TL’ye kadarlık kısmı gider yazılabilecektir. Satın alınan binek otomobilin iktisabına ilişkin ÖTV ve KDV toplamının 115.000 TL’ye kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilecektir.

Konuyu düzenleyen maddenin gerekçesinde giderlerin tamamı yerine belli bir kısmının indirim olarak kazancın tespitinde dikkate alınmasının nedeni olarak mükelleflerin binek otomobilleri şahsi ihtiyaçlarında kullanmaları ve suistimal edebilme durumları gösteriliyor.

Suistimal gerekçesi ile böyle bir düzenleme “Kolay vergicilik”tir.  Bazı kişiler suistimal ettiği için gerçekten işletmede kullanılan binek otomobillerin giderleri kazançtan indirilemeyecektir. Peki, sınır 5.500 TL olduğunda suistimal önlenmiş olacak mıdır? Hayır. Belki sadece miktarı azaltılacaktır.

Vergilemede esas olan işin gerçek mahiyetidir. İşletmenin özelliğine göre çok lüks araçların kullanılması gereği söz konusu olabilir. Bu durumda söz konusu binek otomobilin giderinin kazancın tespitinde dikkate alınmaması vergileme mantığı, teorisi ve adaleti ile uyuşmaz. Devlete düşen, suistimali azaltmak için hakkı olanların elinden de indirim hakkını almak değildir. Elindeki denetim imkanları ile suistimalleri tespit ve gerekli cezaları vermektir.

Nasıl mı? Trafik denetimleri, maliyenin yol denetimleri ile işletme adına kayıtlı araçlara yönelik denetim yapınız. Konunun, SGK ve vergi boyutu ve cezalarını uygulayınız. Bakın suistimaller nasıl önleniyor. Örneğin, sevgilisine işletme üzerinden araç kiralayıp verenler, böyle bir tespit sonrası böyle bir riski göze alabilir mi?

GENEL BİR DEĞERLENDİRME YAPMAK GEREKİRSE;

Kamuoyuna “az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi” alınacak sloganıyla sunulan Kanun Teklifinin bu nitelemeyi yeterince hak etmediğini düşünüyorum.

Bunun birinci nedeni, çok kazanların çok dar bir kesiminin sınırlı bir şekilde kapsanmış olması. Çok kazanan önemli bir kesim (menkul sermaye iradı elde edenler gibi) bu Kanun Teklifinin kapsamında değil.

Bazı istisnaların kaldırılması olumlu, ancak yeterli değil. İstisnaların daha kapsamlı bir şekilde ele alınmasında fayda var. Örneğin pilot ve diğer uçuş personeli için getirilin istisna olduğu yerde duruyor. Milyonluk taksi plakaları için gerek GVK gerekse Veraset ve İntikal Vergisinde tanınan istisnalar hala yerinde duruyor. Bunlar sadece birkaç örnek.

Sporcular için tanınan avantajlı durumun kapsamının daraltılmasına rağmen, teknik boyutları ile konu incelendiğinde, diğer emekçilere göre hala önemli vergi avantajlarına sahip oldukları ortada.

Çok kazandan çok vergi ile ilgili sınırlı da olsa bir ilerleme söz konusu iken, az kazanandan az vergi almaya ilişkin hiçbir düzenlemeyi Teklifte göremiyoruz. Bu konuda benim radikal önerim, gelir vergisi tarifesinin birinci diliminin 30.000 TL’ye çıkarılması suretiyle az kazananların gerçek anlamda az vergilendirilmesi.

Yeni getirilen vergilerle ilgili olumlu ve olumsuz yanları yukarıda ayrıntılı olarak belirttim. Tekrar etmeyeceğim.

Düzenlemenin genel rengine baktığımızda, yapısal reform niteliği göremiyorum. Ekonomiyi, belli sektörleri destekleyen bir unsur göremiyorum. Vergi politikası çerçevesinde konuyu değerlendirdiğimizde Teklifin “Fiskal” yönü ağır basıyor. Daha basit bir anlatımla, Bütçeye kaynak sağlamak amacı her şeyin önüne geçmiş. Oysa Türkiye’nin acilen vergi sistemimizde yapısal nitelikli önlemlere ihtiyacı var. Endüstri 4.0’a geçeceğiz diyoruz, Vergi 4.0 olmadan mümkün mü? Bu manada Teklifte hiçbir düzenleme, hiçbir adım yok.

Teklif, ekonomik gereklilik, gerçeklik ve konjonktüre uygun mu diye de tartışmak lazım. Örneğin, turizm sektörü üzerine getirilen yeni yüklerin bu sektör üzerindeki etkileri paydaşlarla tartışıldı mı? Sektörün eminin pek çok itirazı ve önerisi mevcuttur.

Teklifin genelinde vergilemenin temel ilkelerinin çok da dikkate alınmadığı görülüyor. Özellikle Anayasanın 73 üncü maddesinde de yer alan “Ödeme gücüne göre vergileme” konusunda, ciddi sıkıntılı alanlar var. Bunlara yukarıda değindim.

Getirilen “Konaklama Vergisi” ve “Değerli Konut Vergisi”nden belediyelere pay verilmemesi konusunu doğru bulmuyorum. Hem hayatın olağan akışına uygun değil, hem de dünya örneklerine. Bu durum da vergi politikasının salt “bütçeye gelir sağlama” ekseninde şekillendirildiğini gösteriyor. Bu konuda her partiden belediye başkanının görüşlerini dile getirmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bütçeye gelir amacı öne çıkan böyle bir teklifin maalesef düzenleyici etki analizi yok. Yapılan düzenlemeler neticesinde hangi kesimden ne kadar vergi geliri hedeflendiği, yapılan düzenlemelerin hangi sektörleri nasıl etkileyeceği, genel ekonomi üzerinde ne tür etkiler doğuracağına ilişkin hiçbir analiz yapılmadan “torba” halinde bir kanun teklifi var önümüzde.

31.10.2019

Dr. Ozan BİNGÖL

Başkent Üniversitesi Öğr. Gör.

NOT: Tüm hakları yazarına aittir. Yazar adı ve vergiyedair.com sitesindeki aktif linki belirtilerek kısmi alıntı yapılabilir. Yazardan izin alınmaksızın aynen yayımlanamaz veya farklı şekillerde kullanılamaz. Aksi davranışlar için gerekli hukuki süreç başlatılır.

Konuya ilişkin olarak aynı zamanda Dünya Gazetesi’ne bir röportaj verdim. Röportaja ulaşmak için TIKLAYINIZ.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s