BELEDİYE

Belediyeler Öz Gelirlerini Artırmadan Merekeze Bağlı Olmaktan Kurtulamazlar.

Önümüzdeki dönem, belediyelerin gelirleri ve borçlarının daha yoğun tartışılacağı bir dönem olacak. Öz geliri yüksek belediyeler bu kapsamda daha yüksek esnekliğe sahip olacak. Merkeze göbekten bağlı olanların ve bağlılıktan kurtulmak için en küçük çaba harcamayanların işi ise bir hayli zor gözüküyor.

Yetersiz Kaynakla Kaliteli Belediyecilik Yapılamaz.

Belediyeler yerinden yönetim hizmet birimleridir. Vatandaşa sunulan pek çok hizmette belediyeler ön plana çıkar. Belediye hizmetlerinin kalitesi, o beldede yaşayanların hayat kalitesini doğrudan etkiler.

Peki, kaliteli belediyeciliğin ön şartları neler? Bu kapsamda, yetkin belediye yönetimi, stratejik planlama, uzman personel olmazsa olmazlar. Diğer en önemli unsur ise KAYNAK’tır.

Belediye hizmetlerinin yürütülmesinde yeterli ve istikrarlı kaynak ihtiyacı hayati öneme sahiptir.

Bu çalışmada, kaliteli belediye hizmeti sunmada ön şartlardan birisi olan “YETERLİ KAYNAK” ihtiyacı ve bunun karşılanmasına ilişkin sorun ve önerilere yer vereceğim. Belediyelerin kendi göbeğini kendisinin kesebilmesi için “öz kaynakları”ndaki etkinlik ve verimliliği artırmaları ihtiyacı ve uygulamalarına özellikle değineceğim.

Belediyelerin Gelir Kaynakları Neler?

Belediyeler esas itibariyle üç temel kaynaktan beslenir:

  1. Öz kaynaklar
  2. Merkezi yönetim vergi gelirlerinden paylar ve merkezi yönetimden yapılan diğer yardımlar,
  3. Borçlanma

Borçlanma aslında, ilk iki kaynağın yetersizliği durumunda ortaya çıkan bir ihtiyacın sonucu. Sağlam bir kaynak olmaktan uzak olan borçlanma, kaynak yetersizliğinin veya istikrarsızlığının geçici çözümü için kullanılan bir araç.

Belediyeler Gelirler Açısından Merkeze Göbekten Bağlılar

Yerel yönetimlerin mali özerkliği uzun yıllar tartışılan bir konu. Ama bu konuda aldığımız yol bir arpa boyu. Mevcut durumda belediyeler merkezi yönetim vergi gelir payları ile merkezi yönetimden yapılacak diğer gelirlere göbekten bağlılar. Bu gelirlerdeki küçük bir dalgalanma, kısıntı belediye hizmetlerini, belediye çalışanlarının maaşlarını önemli düzeyde etkilemektedir.

Merkezi yönetim yapacağı küçük bazı oran değişiklikleri, hesaplama yöntem farklılaştırması ile bazı belediyelerin kapısına kilit vurabilir. Belediyenin vergi dairelerine, SGK’ya olan borçları üzerine giderek bütçe vergi gelirleri üzerindeki paylarına uygulayacağı haciz ile belediyeleri gelir yönünden felç edebilir. İktidar partisinden olmayan belediyeleri terbiye etme veya hizaya getirme aracı olarak da kullanılabilir.

Yerel Yönetim Öz Gelirlerinin Toplam Belediye Gelirleri içindeki oranı ile ilgili olarak seçilmiş ülke örnekleri üzerinde yapılan karşılaştırmalı analiz kapsamında oluşturulan verilere göre 2014 yılı için durum aşağıdaki gibi (1):

  • İsviçre: %89,2
  • Fransa: %71,73
  • Almanya: %63,3
  • İtalya: %61,27
  • Japonya: %53,62
  • Çin: %52
  • Polonya: 50,7
  • Türkiye: 39,6

Öz gelirlerin %40’lar seviyesinde olduğu Türkiye Belediyeciliğinde belediyeler merkeze göbekten bağlıdır. Merkezi yönetimden gelen gelirlerdeki en küçük dalgalanma belediye hizmetlerini doğrudan etkilemektedir. Bu dalgalanma ekonomik konjonktür kaynaklı olabileceği gibi iktidardaki partinin uygulamalarının yansıması şeklinde de tezahür edebilir. Ama sonuç değişmez: vatandaşa gidecek hizmetin miktar ve kalitesi etkilenir. Belediye çalışanları etkilenir. Belediye yöneticileri oy ve prestij kaybeder.

Gelir açısından merkezi yönetime bağlı belediyeler, borçlanma açısından da merkeze bağlıdırlar. Gelir dalgalanmaları durumunda veya büyük yatırımlar için borçlanabilmek için merkezi yönetimden izin almaları gerekir. Belediye Gelirleri Kanununun 68 inci maddesinde bu yönde katı sınırlama ve prosedürler öngörülmüştür.

Merkezin Belediye Gelirlerini Etkileme Araçları

Merkezi yönetim;

  • Merkezi bütçe gelirlerinden belediyelere verilecek paylar,
  • Merkezi yönetim tarafından belediyelere çeşitli adlarla yapılacak yardımlar,
  • Belediyelerin kamuya (SGK, Vergi Daireleri ve benzeri) borçlarının tahsilinde gösterecekleri katılık veya esneklik,
  • Belediye vergi ve diğer gelirleri için “oran”, “maktu tutar” belirleme yetkileri,
  • Belediye gelirlerinin tahsil usulüne ilişkin yapacakları düzenlemeler,
  • Belediyelerin borçlanma talepleri için verecekleri “onay”da gösterecekleri katılık veya esneklik

gibi hususlarda belediyelerin gelirleri üzerinde yoğun bir denetim, etki ve belirleyiciliğe sahiptir.

Örneğin, merkezi bütçe gelirleri paylarının oran ve hesaplama usulü konusundaki bir değişiklik tüm belediye gelirlerini etkiler.

Belediye vergi gelirlerinin oranı, maktu tutarları üzerinde merkez belirleyici. Uzun süredir değiştirilmeyen maktu tutarlar belediye gelirlerinin artışını otomatik olarak etkiliyor.

Merkezi yönetimin harcamalar üzerindeki denetim yetkisini bir kenara bıraktığımızda bile yukarıdaki unsurlar ülkemizdeki merkeziyetçi yönetimin katılığını ve demokratik gelişmişlik düzeyimizi göstermesi açısından önemli parametreler.

Peki, bütün bu kısıtlamalara rağmen belediyeler ne yapabilir?

Merkezi yönetim tarafından belediye gelirlerini etkileme, yönlendirme araçları belediyeler için veri. Belediye gelirlerini artırma yönünde iradeye sahip bir merkezi yönetimle muhatap olsak yapacağımız pek çok öneri mevcut. Ama burada hedef kitlemiz belediyeler. Belediyelerin, “mevcut durumu ve mevzuatı veri olarak kabul ettiğimiz” bir ortamda yapabileceklerine odaklanmak gerek.

Pek çok belediyede, mali hizmetler harcamalar üzerine odaklanmış durumda. Harcamaların ilgili mevzuata uygun yapılıp Sayıştay ve diğer denetimlerden sıkıntısız geçmek ön planda. Bu kapsamda gelir servisleri üvey evlat muamelesi görmekte.

Belediye gelir yönetim sistemlerinde öne çıkan sorun alanları:

  • Gelir servisleri bilişim sistemleri sıkıntılı, suiistimale ve yolsuzluğa açık,
  • Potansiyel gelir-tahakkuk ettirilen gelir arasındaki makas açılmış durumda,
  • Tahsilat-tahakkuk oranları inanılmaz derecede düşük,
  • Dava konusu yapılan belediye gelir kalemlerinde davaların belediye aleyhine sonuçlanma oranı çok yüksek,
  • Belediye gelirlerinin tarh, tebliğ, tahsil, takip, terkin ve düzeltme işlemleri ciddi sıkıntılı, yetki ve uygulamalar suiistimale açık.

Yukarıdaki tespitler çerçevesinde belediyeler:

Gelir potansiyelleri üzerine odaklanmalı.

Hangi gelir kalemlerine sahipler? Bu gelir kalemlerinde etkinlik ve verimlilik ne düzede? Gelirlerin etkinliğini artırmada zayıf alanlar neler? Muhtemel gelirlerin tarh ve tahakkuku için bir etki analiz çalışması yapıldı mı? sorularına cevap verilmeli.

Tahsilat/Tahakkuk Oranları Yükseltilmeli: 

Pek çok belediyede tahsilat/tahakkuk oranları inanılmaz derecede düşük. Tahsilat oranlarındaki düşüklüğün sebebi neler? Hangi gelir kalemi için ne yapılabilir? Tarh eden vergi ve diğer gelirlerin takibe alınması, cebri takibi için neler yapılıyor? Borçlulara zamanında ve usulüne uygun ulaşılabiliniyor mu? İdare sahip olduğu cebri takip süreçlerinden haberdar mı? Bunları etkin uygulayabiliyor mu? Belediye başkanı ve diğer sorumlular zamanaşımına uğrayan gelirler nedeniyle oluşacak zarardan sorumluluğun öneminin farkında mı?

Gelir Yönetimi Bilişim Sistemi Etkin Hale Getirilmeli

Belediye gelirleri için nasıl bir bilişim sistemi kullanılıyor? Sistem süresinde ödenmeyen gelirlerin takibe alınması ve cebri takip süreçlerine ilişkin uygun raporlama yapabiliyor mu? Sistemin suiistimale açık yönleri var mı? Terkin ve düzeltme yetkileri ve yetkilileri doğru tanımlanmış mı? Sisteme dışardan müdahale edilebilir mi? Sistem, muhasebe sistemi ile entegre mi?

Belediye Başkanı ve Diğer Yetkililere Verilen Yetkiler Kullanılmalı

Vergi Usul Kanununa tabi belediye vergi gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsil, takip ve uzlaşmasına ilişkin olarak belediye başkanı ve muhasebe müdürüne verilmiş yetkiler biliniyor mu? E-haciz imkanı kullanılıyor mu? Tebligat usulüne uygun şekilde yapılıyor mu?

İlk Yapılması Gereken: Mevcut Durum Tespiti

Belediyelerin gelir yönetimi açısından hangi noktada olduğunun tespiti gerekir. Belediyenin gelir potansiyeli nedir? Bu potansiyelin yüzde kaçı kullanılmaktadır? Her bir gelir kalemi itibariyle Türkiye genelinden sapma oranı nedir? Tahsilat/tahakkuk oranı düşüklüğünün nedenleri nelerdir? Bilişim sistemi ihtiyaçları karşılamak için yeterli mi? Güvenli mi? Bulunulan konum ile ulaşılması hedeflenen konum nedir? Bunun için nasıl bir zaman planlaması yapılmalıdır?

Sonuç

Belediyeler mevcut durumda yukarıda sıralanan nedenlerle göbekten merkezi yönetime bağlıdır. Bu bağın azaltılması açısından, mevcut şartlarda dahi, belediyeler tarafından atılacak adımlar, uygulanabilecek stratejiler mevcut. Bu yönde atılacak her adım, her bir süreç iyileştirme, potansiyelin farkına varma, belediyelerin kendi göbeklerini kendilerinin keseceği bir ortama doğru evrilmelerine imkan tanıyacaktır. Burada en önemli görev Belediye Başkanlarının “Belediye Gelir Yönetim Sistemlerini” iyileştirme, verimli hale getirme ve etkinliğini artırma yönünde durum tespiti yapmaları ve sonrasında yapılan durum tespitine göre gerekli adımları atmalarına bağlı.

 

19.01.2020

Dr. Ozan BİNGÖL

Başkent Üniversitesi Öğr. Gör.

 

NOT: Tüm hakları yazarına aittir. Yazar adı ve vergiyedair.com sitesindeki aktif linki belirtilerek kısmi alıntı yapılabilir. Yazardan izin alınmaksızın aynen yayımlanamaz veya farklı şekillerde kullanılamaz.  Aksi davranışlar için gerekli hukuki süreç başlatılır.

Dipnotlar:

(1) Erdem ERCAN, “Harcama ve Öz Gelir Seviyeleri Bakımından Yerel Mali Özerklik”, Maliye Dergisi, Ocak-Haziran 2018; 174: 502-517

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s