GENEL

KÜMESİN EN DEĞERLİ KAZLARI…

Fransız Maliye Bakanı Jean Baptiste Colbert  yıllar yıllar önce vergileme sanatını şöyle tanımlamış;

“Vergileme sanatı, kazı bağırtmadan, ondan mümkün olduğu kadar fazla tüy almaktır.” 

İşte bu kazlar aslında bizleriz. Ve geldiğimiz bu noktada artık bu kazlarda tüy kalmadığının sıranın ete kadar geldiğinin ipuçlarını görür gibiyiz. Mevcut durum nedeniyle harcamaları artan, vergi gelirleri azalan, bütçe açığı tırmanan, israftan tasarrufa bir türlü geçemeyen ekonomimizde maalesef yine kümesteki kazlar ve artık bu kazların etleri yönetenlerin iştahını kabartmaktadır.

Hal böyle olunca bende sizlere kaç çeşit kaz olduğunu ve bu kazların türlerini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım;

-Kümesteki uysal kazlar;

Evet bu kümesin kazları uysaldır, çok fazla sesini çıkarmaz, çıkaramazlar. Zaten bu kümesteki vergi yapısı dolaylı vergilere yani bir bakıma anestezik vergilere dayalı olduğu için vergi ödediğinin farkında olmayan ve verginin o psikolojik baskısını hissetmeyen kazlardan oluşur. Bu kümesin bir diğer özelliği ise mali anestezi (mali açıdan uyuşturulmuş hal) ile toplanan vergilerin nerelere harcandığı konusunda şeffaflığın olmamasıdır. Bu kümesteki kazlara kimse hesap vermek zorunda değildir. Ayrıca tasarruf kelimesinin adına da bu kümeste pek rastlanmaz.

-Kümes dışında gezen kazlar;

Bu arkadaşlar belli bazı vergisel avantaj ve kollamalarla vergi dışı kalan arkadaşlardır. Buna literatürde muafiyet, istisna, indirim, teşvik de denebilir. İşte bu kümese hiç girmeyen ve hatta girmek de istemeyen bu kazlar kayıtdışı oldukları için kümesteki uysal kazlara göre de ciddi bir rekabet avantajı sağlamış olurlar. Bu kazların durumu diğerlerine göre daha politiktir. Bu nedenle belli bir imtiyazlı grup olarak kümestekilerden daha iyi beslenirler ve daha çok kazançları vardır.

-Göçmen kazlar;

Bu kazlar oradan oraya göçerler. Bir nevi göçebe yaşarlar. Bulundukları topraklarda vergi arttı mı hemen diğer bir ülkeye göçerler. Uzun süre aynı kümeste kalmayı sevmezler. Bunların ortak özellikleri vergiye karşı direnç göstermektir. Ama bu direnç sormak sorgulamak olarak değil, malı mülkü toplayıp başka diyara göçmek olarak sonuçlanmaktadır.

-Kümeste olup tüy vermeyen kurnaz kazlar;

İşte bunlar kümesteki uysal kazlara göre kurnazdırlar. Aynı kümeste olmalarına rağmen tüylerini yoldurmamayı hep başarırlar. Yeri gelir bir af beklerler, yeri gelir vergiyi ödemez başka yollara başvururlar, yeri gelir türlü oyun yaparlar. Ama sonunda yine de tüylerini yoldurmamayı başarırlar.

-Tüysüz kazlar;

Bu arkadaşlar aslında vergiden kaçma imkanı olmayan işçi, memur ve bütün bordrolu çalışanladır. Kümesin bütün tüy yükü bunlardadır. Vere vere sırtlarında bir tane tüy kalmamıştır. Ama yine de en ufak bir kemer sıkma işleminde yine bu arkadaşların tüysüz sırtlarına vurulur o kemer. Daha hak ettiği eline geçmeden vergisi kesilen bu arkadaşlar diğerleri gibi birçok vergi avantajından, affından, indiriminden yararlanamazlar. O yüzden genelde kümesin rekortmenleri de bunlardır, en değerli kazları da bunlardır.

Gelelim Türkiye’ye…

Velhasıl konuyu Colbert’in sözünden esinlenerek ve biraz latife ederek anlatmış olsak da bu durum ülkemizin gerçeğidir.

Tabii ki vatandaşlık görevimizdir vergi ve vergi ödemek. Hep bir sözden bahsederim; “Sıfır vergi ile devlet olmaz, yüzde yüz vergi ile mükellef kalmaz.

Vergileme işi optimal denge işidir. Aslında bir sanattır. Vergilemede dengeyi iyi ayarlamak gerekir.

Her ne kadar vergi temelde karşılıksız olarak toplansa da her vatandaşın her kuruşunun hesabı bu millete verilmek zorundadır. Mali sistem hesap verebilir, şeffaf, belirli, uygulanabilir olmalıdır. Her bir vatandaşın bütçe hakkı ve temsilsiz vergi olmaz ilkeleri mutlak suretle dikkate alınmalıdır. Vergilemenin diğer bir yönü de Robin Hood çuluktur aslında. Vergi argümanı kullanılarak gelirin daha adil dağılabilmesi için zenginden alıp fakire vermektir. Bizdeki gibi işçinin işsizlik fonunu işveren adına kullanmak değildir.

Adil, çevreci, sosyal boyutu da olan, ekonomik etki ve sonuçlarının hesaba katıldığı vergi politikaları yapmak ve bunları uygulamak zor iştir. Çünkü tercih edeceğiniz ve belirleyeceğiniz politikalar varsılı daha varsıl yoksulu daha yoksul yapmamalıdır. Uygulayacağınız her politika, alacağınız her karar, çıkaracağınız her kanun 3-5 kişinin çıkarına değil bu toprakları dolduran 83 milyonun yararına olmalıdır.

Son olarak; vergileme işi ile uğraşanlara sözümüz var: Kümesteki kazlarda tüy kalmadı gerçekten, artık göçen, kaçan, dışarıda kalan kazları yakalayın. Vergi tabanını genişletin, ferahlatın, rahatlatın yıllardır bu vergi yükünü sırtlayan aynı insanları…

 

30.05.2020

Dr. Ozan BİNGÖL

Başkent Üniversitesi Öğr. Gör.

ozan bingöl qrcode

NOT: Tüm hakları yazarına aittir. Yazar adı ve vergiyedair.com sitesindeki aktif linki belirtilerek kısmi alıntı yapılabilir. Yazardan izin alınmaksızın aynen yayımlanamaz veya farklı şekillerde kullanılamaz.  Aksi davranışlar için gerekli hukuki süreç başlatılır.

Kategoriler:GENEL

Tagged as: ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s